Duyarlı Basından Nameler

Kaçıncı bölümü izlediğimizi hatırlamak güç. Bildiğimiz tek şey var, o da nedenleri. Öncelikli neden yansıtılanın aksine ne dostluk, ne de kardeşlik. Pek rağbet görememesindeki neden de bunlardan çok farklı değil. Bizim yerel
basınımız bir sihirli değneğe sahip olduğunu düşünüyor olmalı. Hep söylediğimiz vefasız tutumlarına rağmen, bize son günlerde gösterdikleri yoğun ilgi yetmezmiş gibi, bir de dostluk maçı fikrini atabilmişler. Cesaretlerinden ötürü tebrik ediyorum, çünkü bu hakikaten cesaret işi.

Öyle ya, bu gazeteye çok daha olumsuz tepkiler gelebilir, şu güne kadar yürütülen genel çizgiden, yani aslında yerel basının genel "sorunlu" çizgisinden neden saptıkları sorulabilirdi. Ve hatta bu gazetenin imajına ve
dolayısı ile tirajına yansıyabilirdi. Belki de bu konuda kaybedecek bir şey kalmamıştı. İllaki bir taş atmak gerekliydi. Taşı atacak ve oluşan
dalgaların onlara bolluk bereket getirmesini ümit edeceklerdi. Spor bültenlerinde 1 haftadan uzunca bir süre aynı konuyu sakız gibi uzatarak işleyip, okurlarını pür dikkat kesebileceklerdi.

Olmadı... Son deplasmanımız olan Urla'da, maçın 10 dakikası boyunca şu sesler yükseldi: "Şehitler ölmez vatan bölünmez! Karşıyaka maçını istemiyoruz. Şehitler üstünden prim yapmayın!" Ard arda gelen bu üç cümleyle taraftarın neyi kastettiğini ve bu yazının önceki paragraflarındaki yorumlarımızda neyin üzerine konuştuğumuzu söylemeye gerek bile duymuyorum, bu şey üzerinde siz de çok kafa yormayın... Onlar da bize o kadar ilgisizlerdi çünkü!